22 Ağustos 2008

Oh la la Paris!

Aşk şehri, Fransız Devrimi' nin başlangıç yeri..daha bir sürü sıfat sayabilirim Paris için... ama işte gerçekler:
  • Ağustos' ta gidiyor bile olsanız, orası Kuzey Avrupa sayılır, yani soğuk
  • İnanın 1 hafta bile şehri gezmeye yetmeyecektir, şehir büyük
  • Fransızlar ukala olabilirler ama kesinlikle yabancılara yardımcılar
  • Tatil sezonunda gidiyorsanız, ne yaparsanız yapın ama her yere erken gidin
  • Boşuna uğraşmayın Louvre bir günde gezilemiyor
  • Bağdat caddesi, Şanzelize' den çok daha uzun ;)
  • Garip ama gerçek, Paris diğer Avrupa şehirlerine göre ucuz
  • Paris' nın "meşhur" Boulangerie' lerinden biri, yani bildiğimiz fırın. Fransızlarda en az Türkler kadar ekmeğe düşkün. Gitmeden okuduğum şey, Parislilerin bu fırınlardan ekmek alıp, şarküterilere gidip sandviçlik malzeme ve şarap alıp, Seine nehri kenarında piknik yapıyor olduklarıydı. Bende bunun hayaliyle gittim ama fos çıktı... Lüksemburg parkı, şehrin içinde şirin mi şirin bir park. Karşıda görülen de Lüksemburg sarayı.

    Sacre Coeur...masal gibi

    Louvre' un meşhur piramidi!

    Seine nehri kenarındaki sahafçılar...Fransızca bilseydim bir sürü kitap toplardım herhalde...ama benim gibi fransızca bilmeyenler için harika vintage kartpostallar, posterler, teneke kutular da satıyorlar...

    Bunlarda bir aylığına Seine nehri kenarına kurulan plajlar. Nehre girilemese de Parisliler deniz kıyısındaymış gibi güneşlenebiliyor, canlı müzik dinleyebiliyor, çocukları özel olarak kurulan havuza girebiliyor...